Blog

HomeDekorasyonDeko-DiğerAkıllı binalara Akıllı olmayan sistemler yapılıyor!

Akıllı binalara Akıllı olmayan sistemler yapılıyor!

‘Klasik ev anlayışından çok farklı’ konseptiyle pazarlanan modern sitelerden birinde, geçtiğimiz hafta çıkan yangında bir anne ile kızı hayatını kaybetti. Bu binalar gerçekten modern mi? Rezidanslar lanse edildiği kadar akıllı mı?

Bir gün akıllı binanızda akıllı akıllı otururken birden gürül gürül akan su sesinin lavabonuzdan geldiğini anlar ve bir vana ararsınız. Ama bulamazsınız. Çünkü akıllı evde oturduğunuzdan suyu vanadan değil, tabletten kapatmak zorundasınız. Bu da öyle hızlıca olmaz. Önce şifrenizi girmeniz, ardından menüde gezinip, ‘vanayı kapat’ kısmına dokunmalısınız.

90’lı yıllarda kendini göstermeye başlayan, bugün sayıları gittikçe artan bu akıllı binalarda ikâmet edenler, bir anlamda ellerini sıcak sudan soğuk suya sokmuyor. Akıllı binada oturma ayrıcalığını elde etmiş birey; bir tuşla lamba, klima, perdeyi açabiliyor, bir el hareketiyle evini daha güvenli hale getiriyor. Uzaktan bakınca her şey çok güzel görünse de akıllı binalara yaklaştıkça bambaşka sorunların olduğu görülüyor.

O kadar güvenli ki siz bile evinize giremeyebilirsiniz!

Akıllı evde oturabilmek için önemli bir paraya ihtiyacınız olduğu gibi o evi yönetmek için de ayrı bir kıvraklığa ihtiyacınız olduğunu zamanla anlıyorsunuz. Mesela gecenin bir yarısı 12. kattaki evinizden otoparka inip acil servise gitmeniz gerekirse kapınızı açsanız bile asansöre ait ‘akıllı’ kartınız o sırada ulaşılabilir bir yerde değilse yürüyerek 12 katı inmek zorunda kalıyorsunuz.

Güvenlik konusu da ‘akıllı bina’ söz konusu olduğunda sorguladığınız bir kavrama dönüşebiliyor. Çünkü akıllı binaların ‘akılsızlığa’ tahammülü yok ve kazara kartınızı bir yerde unutmayagörün kendinizi otoparkta ‘eve nasıl gireceğinizi kara kara düşünürken’ buluyorsunuz.

Çiğdem Özdemir, yalnız yaşadığı için akıllı evde oturmanın sorumluluklarını azaltacağını düşünerek bu tip bir binaya taşınmış. ‘Yıllanmış evlerde kombi veya tesisatla ilgili sorunlar çıkabiliyor’ düşüncesiyle… Fakat benzer sorunların hemen hepsini akıllı dairesinde de yaşadığını anlatıyor. “Üstelik aynı anda” diyerek yaşadıklarını şöyle sıralıyor: “Her şeye otomasyon üzerinden ulaşılıyor. Kalitesiz bir cihaz kullanıldığından sık arızalanıyor. İstediğim zaman kaloriferleri açamadığım gibi elektrikleri devre dışı bıraktığı zaman buzdolabındakilerin bozulduğu oldu. En çok sorun yaşadığım konu ise kartlı giriş. Hem asansör hem de binaya girmek için kartımı hazır bulundurmak zorundayım.”

İlk olarak 1973’te Amerika’da, 80’lerde de Japonya’da iyi örneklerle başladı bu yapılar. Türkiye’ye 90’larda geldi ve süreç diğer ülkelerle aynı şekilde ilerleyemedi. Hiçbir zaman çöplerimizi ayrıştırmadı mesela. Akıllı bina, bu işin iyi yapıldığı yerlerde enerji tasarrufuna yönelik çok faydalı özelliklere sahip. Hakkının verildiği yerlerde güneş enerjisinden faydalanılıp yağmur suları klozete ya da bahçeye aktarılırken, bizde ışıkları kapatıp kapıyı kilitleyip otomatik devreye giren ısınma sisteminden öteye gidemedi.

Bir gün evim bozuldu…

Zeynep Kırşan, bir buçuk yıldır rezidans tipi bir evde yaşıyor. Orada kalmasının en büyük sebebinin güvenlik olduğunu söylüyor ve genel olarak burada yaşamaktan memnun. Ancak cihazların kalitesizliğinden kaynaklanan sorunlarla karşılaşmış. Mesela bir gün akıllı evi bozulmuş. Nasıl yani diye sorunca şu cevabı veriyor: “Evi komuta eden tabletimde ufak bir sorun çıktı ve teknik uzmanı çağırdım. Teknisyen evin süslü görünen tavanındaki bir bölmeden bir sürü kablo geçtiğini gördü. Tabletle ilgili kısma müdahale ettiğini sanarken bir anda tabletin yönettiği her şey devreye girdi. Yangın söndürme fıskiyeleri, klima, kalorifer, su vanaları aklınıza gelebilecek her şey. Bütün eşyalar olmayan yangından olayı ıslanırken, bir yandan da alarm çalıyor. Bu panik anını teknisyen bile yönetemedi. Neredeyse yarım saat sonra hepsini devre dışı bırakabildi.”

İstanbul’da akıllı bina sayısı üçü geçmez

Bu binalardan birinde elektrik teknisyeni olarak çalışan Cengiz Çağar, akıllı otomasyonları 15 sene geriden takip ettiğimizi düşünüyor. Çağar’a göre, Avrupa ülkelerindeki akıllı binalarla bizimkilerin alakası yok. Türkiye’deki  sistemler güneş enerjisini bile kullanmıyor. Oysa Çağar, sistemin kendi kendini amorti etmesi, güneşten elde edilen enerjiyi bina içinde uzun süre muhafaza etme yeteneği olması gerektiğini düşünüyor ve ekliyor: “Sistem, kullanıcı alışkanlıklarımıza uygun değil. Akıllı sistemin hepsine manuel olarak biz müdahale ediyoruz. İstanbul’da birçok akıllı binada sistemi yöneten tabletlerin en ucuz olanı alınır ve o kadar yapı bu tabletin ellerine bırakılır. Türkiye’deki akıllı binalarda yedi şiddetinin üzerindeki sarsıntılarda otomasyon sistemi, elektrik, su, asansör hepsini kilitliyor. Bu sağlıklı mı? Deprem anında bunlar kilitlenmeli ama farklı senaryolar da vardır eminim. İstanbul’da akıllı bina diye sayabileceğiniz bina sayısı üçü geçmez.”

Makyajlı ama kalitesiz yapılar

Bütün bunların nedeni Türkiye’de önü alınmaz inşaat sektörünün makyajlı ama kalitesiz yapıları. Akıllı binalara akılsız sistemler kuran müteahhitler sayesinde ‘teknoloji nasıl rezil edilir’in anbean şahidi olmak mümkün. Pazarlama mantığından öteye geçemeyen akıllı binalar için felaket senaryoları hazır belki de. Mesela deprem anında kapınızın zorlandığını sanıp sizi kilitleyebilme ihtimalinden tutun da gecenin bir yarısı sizi yanlış anlayan klimanın dışarıda kar varken evi hışımla soğutma ihtimali…

Mimar Melek Dönmez’e göre, akıllı binalar normalde kaynakların en düşük maliyetlerle ama etkili yönetimini sağlarken, kullanıcı rahatlığı da gözetir. Dönmez, bunlar halihazırda ekolojik sisteme de duyarlı yapılar olduğu için en azından buradaki yapıların onlarla karşılaştırılabileceğini ve bu şekilde yol alınabileceğini  söylüyor. Ancak eklemeden de geçmiyor: “Ülkede o kadar çok çarpık yapılaşma, ruhsatsız yapı varken akıllı binalara odaklanma lüksümüz yok belki de… Ama kullanıcı alışkanlıkları gözetilerek inşa edilmeli. Belki bizde akıllı binaların akıllı bulunmamasının sebeplerinden biri de budur.”

Kartınızı kaybettiyseniz bittiniz!

-Akıllı evinizde binaya girmenizi ve çıkmanızı sağlayan kartı unuttunuz ya da bulamadıysanız bakın başınıza neler geliyor:

-Kartın sözünün en çok geçtiği yer, asansörler. Evinize yerleştiğiniz andan itibaren edindiğiniz ‘akıllı’ kartınız ekmek-su gibi bir ihtiyaç bina sakinleri için.

-Mesela 13. katta oturuyorsunuz ve kartınızı bulamadınız. 13 katı yürüyerek inmek zorundasınız. Uzmanlara göre parmak izi veya yüz tanıma sistemiyle bu sorun aşılabilir.

-Yine kartınızı unuttunuz ya da bulamıyorsunuz. Ödünç kartla ya da resepsiyonun yardımıyla otoparka girdiniz. Bulunduğunuz asansör kartsız sadece resepsiyona kadar çıkabiliyor. Sıfırda inip resepsiyona seslenmeniz ve sizin için kart okutmanızı rica etmeniz gerekiyor.

Sistem iyi donanım kötü

Akıllı binalar için tasarlanan sistem, kullanılan cihazların kalitesiz olması halinde pek bir anlam ifade etmiyor. Sistem kapının girişine monte edilmiş tablet bilgisayar üzerinden kontrol ediliyor. Müteahhitlerin kalitesiz cihazlar kullanması, sakinlere ‘neyleyim böyle akıllı binayı’ dedirtiyor. Tabletlerin kalitesiz olması dokunmatik özelliğinin epeyce nazlı olması anlamına geliyor. Diyelim evinizi su bastı, suyu kapatmak için ekrandaki ‘vanayı kapat’ düğmesini bulup dokunmanızı algılamasını beklemek gerekiyor ki bu hiç kolay değil. Aynı şekilde klimanın ayarını bulup kısana kadar hasta olmanız işten bile değil!

Kaynak:Zaman.com

Bir önceki yazımız olan Sonbahar Temalı Dekorasyon Önerileri başlıklı makalemizde Sonbahar temalı dekorasyonu hakkında bilgiler verilmektedir.