Google+

Doğayı kurtarma Çalışması ” Permakültür Türkiye”

Anasayfa Çevre 26 Ocak 2015 823 Okunma
Doğayı kurtarma Çalışması ” Permakültür Türkiye”

Katledilen çevre mevzuu, dünyanın sonsuza kadar kapanmayacak gündemlerinden. Böyle bir sorundan doğan yüzlerce çevre hareketinden biri de permakültür. Biraz sabır istese de hem uygulama örnekleri hem de bilimsellikleriyle bu hareket gelecek vaat ediyor.

‘Biyolojik sistemi kurtarmak’ biraz iddialı bir başlık olabilir. Ancak permakültür ile ilgilenenler bunu şimdiye kadar yapılmış en güçlü çevre hareketi olarak niteliyor. Neler yapıldığına baktığımızda ise hiç de haksız sayılmadıklarını görüyoruz. Doğanın hor kullanılmasına karşı içi öfkeyle dolanların ve güvenilir gıda tüketme konusunda hassas kişilerin ilgisini çekecek bir oluşum.

Öncelikle bu hareketin tanımını ve ne yapmak istediklerini özetleyerek başlayalım anlatmaya. İşin uzmanları permakültürü ‘doğal kaynakları yok eden mevcut ekonomik sisteme karşı bir tepki’ olarak tanımlıyor. Yani en basit örnekle domates ya da buğdayın evimize gelene kadar geçirdiği süreçte ekolojik sisteme zarar verecek evrelerini yok etmek. Örneğin tarım yaparken kimyasal ilaçlarla toprağı katletmemek, su kaynaklarını bilinçsizce kullanarak kurutmamak gibi çözümler. Tabii hayvanların hayat alanlarını korumayı da unutmamak gerek. Permakültür, bütün bunları düzenli ve bilinçli bir sistem içinde kurulan ekolojik tarımla sağlamayı amaçlıyor. Bunu yaparken de sadece biyolojiden değil, mimarlıktan, ormancılıktan, tarım ve ekonomi bilimlerinden de faydalanıyor. Örneğin atıl durumdaki bir arazi, tarıma elverişli, kendi gıda ihtiyacını karşılayabilen, ekonomik döngüsünü sağlayabilen bir yerleşim yerine çevriliyor. Dünyadaki başarılı örneklerine baktığımızda her açıdan kendine yeten, doğa dostu küçük yerleşim alanlarını görebiliriz.

Mesela Avustralya’daki Cyristal Waters Permakültür Köyü. Tamamen permakültür tasarım ilkelerine göre oluşturulan köy aynı zamanda gayrimenkul yatırım alanı. Bu yönüyle sadece tarımda iyileştirme değil yeni yerleşim alanları kurma konusunda permakültürün başarılı örneklerinden sayılıyor. Bugün 200’den fazla kişinin yaşadığı köyde işletmeler ve gıda üreten bahçeler var. Bu yüzden hem ekonomik hem de gıda ihtiyaçlarını büyük ölçüde karşılayabiliyorlar. Konut ve ticarete ayrılan alanların dışında arazinin yüzde 80’i köylülerin ortak mülkiyeti. Burada ise sürdürülebilir tarım ve doğal yaşamı koruma projeleri yapılıyor.

Bunun gibi birçok başarılı örnek sayılabilir. En çarpıcı uygulamalar ise terk edilmiş, yanlış sulama gibi nedenlerle çoraklatılmış, bataklığa dönüşmüş arazilerin verimliliğini geri döndürecek projeler. Türkiye’de permakültür ne kadar yaygın derseniz henüz yolun başında olduğumuz ortada. Birkaç gönüllü grup dışında bu işle ilgilenen kişi sayısı yok denecek kadar az. Bu gruplardan biri de ‘Çocuklarımızla birlikte, kendi gıdamızı üretmek istiyoruz’ diyerek yola çıkan Permakamp gönüllüleri.

Amaçları şehirlerin çevresinde permakültür esasları ile tasarlanmış, gerçek gıda üreten, çocuk dostu, ortak yaşam alanları oluşturulması. Kendileri işe İstanbul’a bir buçuk saat mesafedeki belirlenen bir alanla başlamış. Metropol şartlarında zararsız besine ulaşmanın iyice zorlaştığını düşünen grup, çocukların da bu doğallıktan yoksun büyüdüğü görüşünde. Bu yüzden permakültür uygulaması için seçilen alanlara çocuklarıyla birlikte gitmeyi tercih ediyorlar. Aralarında mimar, tasarımcı, tarım uzmanı kişilerin de bulunduğu grubun bir amacı da üretime katılan topluluğun zamanla daha fazla insanı etkilemesini ve kendi yaşam haklarını geri istemesini sağlamak. Permakültür projelerine katılmak için ise illa bu sayılan bilim alanlarından anlamamız gerekmiyor. Zira gönüllü olan herkesi eğitmeye açık bir hareket söz konusu.

‘Tek isteğim biyolojik sistemi çökertmeden var olmak’

Bill Molison (Permakültür fikrinin kurucusu): “Tazmanya’da küçük bir köyde büyüdüm. 28 yaşına kadar bir rüyada yaşadım. Vaktimin çoğunluğu orman ya da denizde geçti. Balık tuttum, avlandım. 1950’lere kadar içinde yaşadığım sistemin kaybolmakta olduğunu fark etmemiştim. Önce balık sürüleri azalmaya başladı, sonra sahil şeridindeki deniz yosunlar ve geniş orman alanları. Bunun üzerine akademideki görevimi bırakarak bizi ve etrafımızdaki dünyayı öldürdüğünü gördüğüm siyasal ve endüstriyel sistemleri protesto etmeye başladım. Kısa süre sonra bir şey elde edilemeyen başkaldırılarda ısrarcı olmanın işe yaramadığını gördüm. İki yıl boyunca toplumdan uzaklaştım; bir daha asla herhangi bir şeye karşı koymakla vaktimi harcamak istemiyordum. Tek istediğim, biyolojik sistemleri topyekûn çökertmeden var olmamızı sağlayabilecek olumlu bir şeylerle geri dönmekti. 1974’te David Holmgren’le birlikte çok yıllık ağaçların, çalıların, bitkilerin, mantarların ve kök sistemlerinin çok yönlü verimine dayalı, permakültür ismini verdiğim sürdürülebilir bir tarım sistemi taslağı geliştirdik.”

Kaynak:Zaman.com

Bir önceki yazımız olan Ev dekorasyonunda Beyaz renklerin kullanılması başlıklı makalemizi de okumanızı öneririz.

Bir Cevap Yazın

74978e3b3f6e01292b82b4c8b5fff9db
Her Haklı Saklıdır. Sitedeki bilgileri kaynak göstermeden yayınlamak yasaktır. Resim veya yazılarla ilgili telif hakkı ihlali yapmamız durumunda bunun tarafımıza bildirilmesini istiyoruz. Bildirim sonrasında gerekli incelemeler yapılarak düzeltme ve silme işlemleri yapılacaktır.
Portal Teması : Wptr.Co