Blog

HomeDekorasyonDeko-DiğerTürk Kahvaltı Kültürü çok geniş

Türk Kahvaltı Kültürü çok geniş

Kahvaltı kelimesi nereden gelmiştir acaba? Daha doğrusu nasıl oluşmuştur?
Kahve altı kelimelerinin zamanla almış olduğu söyleniş biçimi olabilir mi?
Öyle ya, eskiler ekâbir takılırdı hayata… Sabahları kahve içmeden edemezlerdi. Sanırım, sabah kalkar kalkmaz aç karnına kahve içmemek için bir şeyler atıştırıyorlardı. Peynir, zeytin, ekmek filan örneğin… Ondan sonra kahvelerini içiyorlardı belki. (Sigara illetine tiryaki olanlar aç karnına içmemek için öncesinde bir şeyler atıştırırlar. Buna sigara altlığı denir. Bu olaydan geldi aklıma… Yani kahve altlığından söz ediyorum). Doğrunu, eğrisini bilen varsa bir eksiklik giderilmiş olur. Böylece öğrenmiş oluruz.

Yalnız bildiğim bir şey varsa kahvaltı gerçekten tam bir kültür işidir…
Atalarımızda böyle bir kültür var mıydı? Osmanlı’da durum nasıldı?
Ayrıntısını bilmiyorum ama örneğin Fatih Sultan Mehmet’in 11 Haziran ile 9 Temmuz 1469 tarihli belgeden 12 Haziran sabahında yumurtalı lapa, mantı ve yoğurtlu erişte, 13 Haziran günü sabahında ise (çok ilginç) yine mantı, kestaneli bulgur ve muhallebi yediğini öğreniyoruz. (Sanki bir önceki sabahtan kalan mantı ısıtılıp padişahın önüne getirilmiş gibi değil mi?) Valla Fatih şimdiki siyasetçilerin sabah kahvaltılarını görseydi padişahlığından utanırdı yani.

Atatürk ise sabah kahvaltısında genel olarak çift yumurtalı beyaz peynirli omlet yermiş.

Peki, bu günkü anlamda sabah kahvaltısı kültürü bizde nasıl oluşmuş olabilir?
Frenklerden mi geldi dersiniz?
Sanmıyorum; çünkü Amerikalılar buzdolabından çıkardıkları kutu meyva sularını, ya da sütü porselen çanaklara doldurdukları tahıl kurularının üzerine boca edip kaşıklayarak kahvaltılarını yapmaktalar. Diğer ülkelerde ise donuk. Avrupa’ya gelince Akdeniz ülkelerinde bir çeşitlenme hareketliliği görülmüyor değil. Ama galiba Yunanistan’da ve Türkiye de zirveye çıkıyor ve tam bir kültür oluveriyor işte… (Bknz: Kahvaltı ve ülkeler)…

Kahvaltı kültürünün bizde yaygınlaşmasınınçok partili dönem sonrasına denk geldiğini düşünmekteyim. Çünkü o dönemin öncesinde pek çok aile için kahvaltı salt bir tas çorbaya (özellikle tarhana) kaşık çalmaktan ibareti. Yer sofrasının ortasına konan çorbaya kaşık çalmak bir zevk miydi, yoksa bir eziyet miydi anlamadım gitti. Tahta kaşıklar bir çocuk ağzına göre değildi bir kere. Çocuk ağzına göre yapılmış tahta kaşıklara hiç rastlamadım ben… Evet vardı zarif kaşıklar ama çocuklara göre değildi işte. Bir de çocuk koluyla ta sofranın ortasındaki çorba tasına uzanmak da meseleydi yani. Neyse, bir gün çay girdi soframıza, peynir, zeytinle birlikte… Beraberinde reçeller, marmelatlar, bal, kaymak, tereyağ (sonrasında margarin, peynir çeşidinin her türlüsü; salam, sosis, pastırma, sucuk; sucuklu, domatesli, peynirli sahanda yumurta; omlet, kaygana, söğüş domates, salatalık, körpe biber vs… Ve en son türlü çeşit kanapeler…

Elbette kahvaltı menüsünü ekonomik durum belirlerse de yanlış oluşan şehir kültürünün çarpıklaşması sonucu ortaya çıkan ayak üstü atıştırma kolaylığı sabah kahvaltı kültürümüzü de etkilemiyor değil. Marketlerin yiyecek reyonlarını yığılan abuk tahıl kuruları artık çocuklarımızın önündeki melamin tabaklara kahvaltı niyetine doldurulmaya başlandı. Yeğlenen bu biçimdeki beslenme türü orta sınıfın sözüm ona bilinçli anababasının da işine geliyor olmalı. Öyle ya kahvaltı hazırlamak, portakal suyu sıkmak, süt ısıtmak, ekmek kızartmak, omlet yapmak, yumurta pişirmek, kahvaltılıkları toplamak zor geliyor… Çünkü az sonra çocukların servisi gelecek, kendileri işe yetişecek… Bu yüzden çoğu evde kahvaltı sadece pazar günü yapılır… Kült bir anlam taşır o aile için bu Pazar kahvaltıları… Kahvaltı saatlerini su bardağına çay ve iki üç poğaçayla geçiştiren parasız öğrenciler özledikleri kahvaltılarına ancak tatillerde evlerine vardıklarında kavuşurlar. Ha bir de sabah kültürümüzü tehdit eden, tüketim alışkanlığı mühendislerinin ortaya çıkardığı bir beslenme çeşidi daha türedi. İngilizce breakfast ve lunch kelimelerinin birleştirilerek ortaya çıkan branch (branç-brunç)tan söz ediyorum. Genel olarak snop diyeceğim kesimin bir özentisi olarak gördüğüm bu beslenme biçiminin giderek yaygınlaştığını görmekteyim. Çünkü branch için hazırlanan menü hem kahvaltı olabilmekte hem de olmayabilmekte… Bunlara rağmen ülkemizin umulmadık köşelerinde kahvaltı kültürüne sıkı sıkıya bağlı ‘salonların’ var olduğunu görmek insanı şaşırtıyor doğrusu..

Askerliğimin acemilik günlerinde en çok sabah kahvaltısını özlemiştim. Bu yüzden Balıkesir’in ara sokaklarındaki kahvaltı salonlarını asla unutamam. Ev yapımı türlü çeşit reçel ve marmelatlar, kaymak, tereyağı, sahanda yumurta, salamlar, sucuklar ve hoşmerim… Ancak, Van kadar kahvaltı kültürünün hakkını tam olarak verebilen başka bir şehrimiz daha var mı bilmiyorum. Yılmaz Erdoğan boşuna ‘Ben seninle bir gün Van`daki bir kahvaltı salonunda… olma ihtimalini sevdim….’ demedi…

Van’da kahvaltı salonları sabah ezanından akşamın karanlığına kadar istediğiniz zaman hizmete hazırdır. Bütün bir gün inanılmaz bir hareketlilik içindedirler. Nasıl diyeyim, sanki siz bir müşteri değilsinizdir de bir misafirsinizdir. Öyle hissedersiniz kendinizi… Menü çok zengindir. Ama çorba, pohaça falan bulundurmazlar. Dedim ya kahvaltıyı bir kültür olarak görmüşlerdir diye. Menüde en dikkate değer yiyecekler manda sütünden kaymak, otlu peynir ve kara kovan balıdır…

Bir kahvaltı salonunun menüsünde neler var, listeye bir göz atalım:
Peynir Söğüş
Piyaz Yumurta
Peynir (Örgü ve otlu peynir… Otlu peynir de kullanılan otlar ‘sirmö’, ‘mendo’ imiş… hadi bakalım agac.net üyeleri bu otları tanıtın bize)
Salam
Tahin & Pekmez
Gül Reçeli
Vişne Reçeli
Kayısı Reçeli
Çilek Reçeli
Tahin+pekmez (kayık tabağındaki tahin ve üzerine gezdirilen pekmez)

Kaymak+Karakovan balı
Kaymak+petekbal
Kaymak+süzme bal
Tereyağı+bal
Van Cacığı (Süzme yoğurttan yapılan koyu bir cacıktır. Yanında tereyağ ikram edilir)
Sucuklu yumurta
Salamlı yumurta
Kavurmalı yumurta
Murtuga (yumurta, un ve bal karıştırılır, pişirilir)..
Kavut (Buğday kavrulur… Sonra öğütülüp, un haline getirilir… Tereyağı ile tekrar kavrulur… Üstüne gül reçeli veya bal dökülür…)
Sınırsız süt ya da çay…

İşte kahvaltı kültürü budur….

Bir önceki yazımız olan Sonbahar Temalı Dekorasyon Önerileri başlıklı makalemizde Sonbahar temalı dekorasyonu hakkında bilgiler verilmektedir.